July 25, 2010
atifunaldi
- Taraf Gazetesi
Ben çok konser sever bir insan olmadım. Tek zevk alarak gittiğim konser Boğaziçi’nde okurken gittiğim Guns’n’Roses konseriydi. Türkiye’ye büyük grupların geldiği ilk zamanlardı. Bir gece önceden gidip, kapıda yatmıştık. Yaş ilerledikçe kalabalığın içinde, rahat hareket edemiyorken bir de başka hiçbirşey yapmadan konser seyretmek zor gelmeye başladı.
Geçen hafta IKSV’nin Caz Festival’i kapsamında Chick Corea konserindeydim. Öncelikle bu festivalin yaşamasını sağlayan bütün sponsorlara teşekkür ederim. Caz festivaline hiç yakışmayan o çirkin web sitesi için de yetkilileri uyarmak istiyorum. Yaptığınız organizasyona hiç yakışmayan çok basit ve ucuz bir site olmuş. Bunu sadece caz severlerin değil aynı zamanda dünyanın birçok yerinden İstanbul hakkında bilgi almak isteyecek, beğeni düzeyi yüksek kişilerin baktığını unutmayıp, ona göre düzenlemeniz gerektiğini düşünüyorum. Bütçelerinizin içinde bakın bakalım, dünyaya açılan pencerenize ne kadar paha biçmişsiniz.
More
July 18, 2010
atifunaldi
- Taraf Gazetesi
Ağlamak istiyorum…
.
.
.
Ağlıyorum da….
Yıllardır yeni fikirlerin buluşma noktası olan TED TALK’da Stephen E. Hawkingden, Bill Gates’e hatta tasarım dünyasında her işini hayranlıkla seyrettiğim Philippe Starck onlarca hatta yüzlerce konuşmacıyı dinledim, içlerinden bu kadar yüreğime dokunanını olmamıştı.
Yıllardır Elif Şafak’la çeşitli yerlerde karşılaşırız ama hiç biri beni bu kadar hayrete düşürmemiş, hayranlık uyandırmamıştı.
İçimdeki iki farklı insanı birden harekete geçirdi Şafak’ın konuşması. Yıllarca eğitimimin verdiği batı kültürünün algoritmik bakış açısını ve soyu Battalgazi’ye dayanan içimdeki feodal, duygusal doğulu yanımı…
Batılı Atıf Ünaldı için bu konuşma TED konuşmaları içinde çok büyük öneme sahipti. İçeriği fikirlerin bir araya gelmesi olan bir organizasyonda yapabileceğiniz en iyi konuşma içeriği, fikirlerin önyargısız dinlenmesi gerektiği üzerine olabilirdi ve bunu iki medeniyetin bütün özelliklerine sahip tarafsız ve doannımlı bir insandan başka kimse yapamazdı. Bu nedenle Şafak konuşması için çok güzel bir konu seçmişti. Hemen daha konuşmanın başında “circle” (daire,çember, etrafını çevirmek, kuşatmak) kavramını duvardaki tüfek gibi aklımızın içine yerleştirdi. Kendisini ise her iki medeniyetin ortasında ikisi ile empati kuran biryere son derece güzel yerleştirdi. Sonra teker teker önyargılarımızı kırmamız gerektiği örneklerini ardarda sıraladı. Bu o kadar başarılı şekilde ilerledi ki; kimse zamanın nasıl geçtiğini anlamadı. Salondan insanlar nefessiz örnekleri algılamaya çalıştı. Her konsantrasyonun düşeceği sürede bir iki küçük espri ile salonun dinleme oranlarını algılayıp, herkesi yeniden kendine bağladı. Vücut dili son derece rahattı. Ezber üzerinden konuştuğu veya okuduğu izlenimini gözlerinden, heyecan veya korkusunu yüzünden anlamak mümkün değildi. Ancak bir ufak hatası vardı. Duvardaki tüfeği bize konuşmanın içinde daha fazla hatırlatması gerekiyordu. Benim gibi hayranlıkla dinleyenler için değil, konsantrasyonu bozuklar için bu biraz gerekliydi.
Gelelim doğulu Atıf Ünaldı’ya… Onun tarafında duygular vardı. Deprem dönemini anlatırken, insanların bir olduğu o günlerde nasıl hayatı ortak yaşadığımızı hatırladım. Geceleri mesai çıkışında Adapazarı İstanbul arasında yolda gördüklerim yaşadıklarım aklıma geldi. Elif Şafak iki kültürün arasında olmayı çok güzel özetliyordu. Yıllardır bir filmimizin, bir sanat eserimizin, bir politikacımızın altı boş olmayan, dolu dolu bir konuşmayı batı dünyasına yapmasını beklerken, Elif Şafak bu beklentimi karşılayan üstelikte öyle bir tek cümle ile değil kendini doğrulayan tez ve anti tezleri ile batı algoritması ile örülmüş, doğu hisleriyle süslenmiş konuşması ile beni hayret ve mutluluk içinde bıraktı.
Eline, ağzına sağlık.